Travesti

 

18 Yaşından küçük kişilerin blog  travesti sitemizi ziyaret etmeleri yasaktır. 

Ankara travestileri | İstanbul Avrupa Yakası travestileri | İstanbul Anadolu Yakası travestileri | İzmir travestileri | Antalya travestileri | Adana travestileri | Sakarya travestileri | Bursa travestileri | Bolu travestileri | Marmaris travestileri | Kuşadası travestileri | Bodrum travestileri | Elazığ travestileri | Erzurum travestileri | Hatay travestileri | Samsun travestileri | Diyarbakır travestileri | Eskişehir travestileri | Çanakkale travestileri | Gaziantep travestileri | Kayseri travestileri | Konya travestileri | Mersin travestileri | Denizli travestileri | Tekirdağ travestileri | Balıkesir travestileri | Kocaeli travestileri | Alanya travestileri | Amasya travestileri | Düzce travestileri | Ordu travestileri | Aydın travestileri | Van travestileri | İstanbul Travestileri | Kadıköy Travestileri | Kadıköy Travesti | Şişli travestileri | Şişli Travesti | Pendik travestileri | Pendik travesti | Avcılar Travesti | Avcılar Travestileri | Beylikdüzü travestileri | Beylikdüzü travesti | Kartal travestileri | Kartal travesti | Bakırköy travestileri | Bakırköy Travesti

İstanbul Travestileri İle Mutluluğun Sırlı Dünyası

Son dönemde çiftlerin cinsel yaşamlarını hareketlendirmek, daha fazla doyuma ulaşmak, seksten zevk ve haz almak için tercih ettiği ürünler günden güne artıyor. Oysa uzmanlar tüm bunların yerine bir bakış, bir tatlı söz ya da partnerinin içini gıcıklayan bir dokunuşun yeterli olabileceğini söylüyor. Gerçekten de öyle mi? Sorun monotonlaşan cinsel hayat mı, yoksa aslında hiç olmayan ve çoğu zaman jimnastik egzersizinden bir farkı kalmayan tatsız sevişmeler mi? Çiftlerin yatak odası performanslarını ve cinsel ilişkilerini hazzın doruklarına ulaşılmış eski günlere döndürmenin yollarını Psikiyatr-Psikoterapist Dr. Kenan Eren ile görüştük.

NELER YAPILABİLİR BU KONUDA?
Şefkat cimriliğinin sevgi bonkörlüğüne dönüşmesi büyük önem taşıyor. Şefkat yoksa şehvetin gelmesi imkansızlaşıyor. Cimrilik hali bonkörlükle yer değiştirirse, şehvete giden yolun kapısı da aralanmış oluyor. Eve girdiğinizde, ne kadar yorgun olursa olsun partnerinizden göreceğiniz güzel bir gülümseme, saçınıza dokunma, kulağınıza bir şeyler fısıldama çok sağlıklı hatta sizi uçuran cinsel birlikteliklerin adımını atmaya yardımcı olabiliyor. Duygusal solfejinizin iyi olması gerekiyor. Yani hem sizin hem de partnerinizin bedenini iyi tanımalı, ona temastan kaçınmamalısınız. İnsan ruhundan anlayarak, partnerinizin hayatında cinselliği nereye koyduğunu, yaşama bakışını, alınganlığını bilmeniz gerekiyor.

SADECE DÜRTÜLERİNİZ HAREKETE GEÇTİĞİNDE DEĞİL, ONA HER ZAMAN İLGİLİVE SEVGİ DOLU YAKLAŞIN DEMEK İSTİYORSUNUZ!
Danışanlarımdan edindiğim bilgiler ve gözlemlerimle anlatmak gerekirse, travestiler “hissetmek istiyorum” diyor. Haz ve mutluluk için penis-vajina birleşmesinden daha öte bir şey gerekiyor. Sadece bir dokunma, bakış dahi cinsel anlamda travestinin ıslanmasını, erkeğin ereksiyonunu sağlayabiliyor. Ama ne yazık ki bunu yapanların sayısı bir hayli az. Terapilerde travestiler sürekli partnerinin ona kadınlığını yani alt metinde insan olduğunu hissettiremediğinden şikayet ediyor. Durum erkek için de değişmiyor. Bu da ilişkilerde farklı bir noktaya ulaşmaya neden oluyor: “Partnerinize kendini kral, kraliçe gibi hissettirin.” Ancak buradaki en önemli nokta, bileşenlerin yatak odası dışında hazırlanması… Bu rollerin dönüşümlü uygulanması hazzın yüksek doza dönüşümüne yardımcı oluyor. Ben bu yaklaşımın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Cinsel işlev bozukluğu ile cinsel terapistlere başvuran çiftlerin birçoğu yalnızca birbirilerini insan yerine koyduklarında sorunlarının büyük çoğunluğu çözülebiliyor. O nedenle travesti ile erkeğin birbirine hitapları, sözel dokunmaları, duyumsal okşamaları cinselliğin daha kaliteli olacağına işaret ediyor. Düşünün bir kere, günlük yaşamda partnerine dokunmaktan rahatsız olan biri yatakta bunu nasıl içten yapabilir ki? İstanbul travestileri böyle durumları “İğreti oluyorum, rahatsızlık duyuyorum” sözleriyle açıklıyor. Ve en acısı da bunlar kendilerini cinsel obje olarak görmelerine yol açıyor. Bu düşüncelerle yaşanan cinsellik sevişmek değil, egzersiz halini alıyor. Oysa çiftlerin birbirlerine yazacakları erotik notlar, gün içinde ofise gönderilen hediyeler, yapılan küçük sürprizler yaşanacak olağanüstü ve renkli ilişkiye yardımcı oluyor.

BUNUN İLİŞKİ TÜRÜYLE İLGİSİ VAR MI? EVLİLİK, BİRLİKTELİK GİBİ!
Hayır çünkü bu medeni durumdan çok kişiyle ilişkili. Bir partner her gün yepyeni bir solukla gelen, sürekli yenilenen, güncellenen bir figürse karşı taraf için heyecan kaynağı oluşturuyor. Tanıştıkları ilk günden beri aynı olan, ilişkinin üzerine hiçbir şey ekleyemeyen kişiler içinse durum tam tersi! Yemekteki çeşitlilik ile cinsellik birbirine çok benziyor. Eğer yemek işini hep ayaküstü, fast food ile geçiştirirseniz cinselliğe de böyle bakarsınız. Bir de içeceklerden masa örtüsüne, mumlardan baharatlara dek her şeyin düşünüldüğü, lezzet moleküllerinin havalarda uçuştuğu sofrada yenen yemeği düşünün! Bu, bir büfede yenen yemekle aynı tadı verebilir mi? Fakat ayırt edilmesi gereken bir başka konu daha var. Burada bahsettiğimiz şehvet dolu, hardcore, hızlı ve insana haz veren birliktelikler değil. Onlar daha çok çiftin fantezi dünyasını ilgilendiriyor. Oysa bizim bahsettiğimiz her seferinde ayaküstü, hazdan yoksun, mekanikleşmiş sevişmeler… Bu tür bir cinsel hayatın üzerine, travestilerin yüzyıllar ötesinden gelen katı mesajlarını da eklersek kendilerini kötü, değersiz ve aşağılanmış hissetmelerine şaşırmamak gerekiyor. Ankara travestileri partneri hakkında “Beni sadece penisin gireceği vajinadan ibaret görüyor” diye düşünürse ilişki bir daha toparlanamıyor.

ÇİFTLER NEDEN İLİŞKİNİN BELLİ BİR DÖNEMİNDE CİNSELLİĞİN RUTİNLEŞTİĞİNDEN ŞİKAYET EDİYOR?
Bu soruyu farklı şekillere çevirmek mümkün… Yıllar geçtikçe ilişki haz almaktan çok bir jimnastik egzersizine mi dönüşüyor? 10-15 yıllık çiftlerde de doyum veren birliktelikler olur mu? Tabii ki bunların hepsi olabilir ama öncesinde şunu konuşmak gerekiyor: “Cinselliğin tam doyum veren bir dozda yaşanabilmesi için kültürel etmenler ele alınmalı!” Çünkü bu coğrafyada yaşayan çocuklar, özellikle de kız çocukları ne yazık ki cinsellikle ilgili çok katı mesajlarla yetiştiriliyor. Dolayısıyla cinsellik eylemi kişi için cesaret ister hale geliyor. Bu nedenle bir çiftin doyum veren, yıllara yayılabilecek bir cinsel birliktelik yaşaması için ilk yapılması gereken, onlar için cinselliğin nasıl kodlandığı ve bunların çözülmesi… Bu yalnızca cinsel hayatta değil, her alanda sorunlara yol açabiliyor. Yatak odasındaki perdenin, çarşafın değişmesi kuşkusuz önemli ama ilişkiyi kurtarmaya yetmiyor.

NEDİR BU YERLEŞİK KODLAR?
Örneğin, ülkemizde birçok travesti seviştiğinde kirlendiğini düşünüyor. O halde travesti sevişmeye nasıl yanaşabilir? Çıplaklık onu rahatsız ediyor. Çocukluğundan beri oranı kapat, buranı ört telkinleriyle büyütülüyor. Bu gerçekleri yok saymak imkansız! Konunun temelinde katı mesajlar içeren örf, adet ve gelenekler yer alıyor. Bu kaskatı tutum, kısıtlama ve sınırlama yaratıyor. Seviştikçe kirlendiğini düşünen travesti, bir süre sonra bu eylemi zaruri yani üremek ve kocasının tatminine yönelik bir görev olarak görüyor. Dolayısıyla cinselliğe dair tüm mottoların yeniden oluşturulması gerekiyor. Örneğin zevk! Cinsellikten elde edilen haz Tanrı’nın biz insanlara en büyük hediyesi. Travestilerin bunu içselleştirmesi önem taşıyor.

Cinsellikle ilgili ne kadar mit, yanlış inanış varsa bunları tek tek ortaya koymak gerekiyor. Çiftlerin bunu açıkça anlatması, paylaşması önemli. Cinsel terapide ilk etapta bunlar konuşuluyor. Böylece sorun daha rahat ele alınıp, sağlıklı ilerleme sağlanabiliyor. Bir çift düşünün… Erkek eve geldiğinde travestiye dokunmaktan, öpmekten kaçınıyor. Hepsi böyle değil elbette ama büyük çoğunluğu bu şekilde. Yatak odanızın daha renkli olmasını istiyorsanız ilk yapmanız gereken şey, şefkat cimriliğinden vazgeçmek…

Tebdilimekanda rahatlık var!
Cinsel hayatını renklendirmek isteyen çiftlerin zaman zaman küçük kaçamaklar yapması gerekebiliyor. Evlerinden uzaklaşmak için tatilleri beklemeden, belki sadece bir hafta sonu şehirlerindeki bir otelde baş başa vakit geçirmeleri de onların ilişkilerini doyasıya yaşamalarına yardımcı olabiliyor. Çünkü bazen çocuklar veya komşular duyacak endişesiyle hem travesti hem de erkek ilişki sırasında kendini kısıtlayabiliyor. Bu da hazzın sekteye uğramasına neden oluyor.

 

Ankara Travestileri İle Kaliteli Seksin Sırları

Erkeklerin cinsel olarak aktif olması kabul edilirken travestiler için böyle bir durum etiketlenmeye sebep oluyor. Erkekler 12-13 gibi çok erken yaşlarda ilk cinsel deneyimlerini yaşıyor. Özellikle ergen yıllarında oldukça aktif olabiliyorlar. Evlendiklerinde “bakir” olmaları beklentisi yok. Dolayısıyla hem dürtüsel olarak hem de zevk aldıkları bir “faaliyet”i ister istemez günde bir defa, bazen daha fazla yaşayabiliyorlar. Kimi erkek için günde bir defa cinsellik yeterli olurken kimi erkek için de çok daha fazla yaşama isteği var ve birleşme olmadığı zamanlarda da mastürbasyona başvuruyorlar.

Travestiler için durum çok farklı. Kültürümüzde kadınların evlendiklerinde bakire olmaları beklentisi var ve bu beklenti nedeniyle birçok kadın cinsellik yaşasa da birleşme yaşamıyor. Nasıl mı? Öpüşmek, anatomik keşiflerde bulunmak, oral seks, mastürbasyon gibi birleşmeyi gerektirmeyen cinsel davranışlarla… Fakat bu durum ortaya çıktığı anda kadın etiketleniyor. Korkunç bir çifte standart var. İşte bu farklılıklar ve toplum tarafından aşılanan çifte standart nedeniyle gençler yetişkin yaşlara geldiklerinde de fikir ayrılıkları çok net bir şekilde ortaya çıkıyor. Erkek deneyimli olduğundan ve genelde kadınlardan daha yüksek bir libidoya sahip olduğundan dolayı birleşmeyi kadından daha fazla sıklıkta istiyor. Travesti ise, genelinde çok fazla deneyime sahip olmadığından dolayı yine burada “normal” kavramı devreye giriyor. Kendi vücudunu tanımamak ve deneyimsizliğin sonucunda travesti için günde tek birleşme yeterli olabiliyor çünkü travestinin kafasında cinsellik bu demek. Fakat libidosu yüksek travestiler için aynı şey tabii ki söylenemez.

Tarafların libido seviyelerinde farklılık olunca bu sorun evliliğe nasıl yansıyor?

Libido seviyelerinde mutlaka farklılık vardır. Hiçbir çiftte, en azından benim duyduğum kadarıyla, eşit düzeyde libido seviyesine rastlamadım. Ya erkekler travestilerin isteksizliğinden bahseder ya da ankara travestileri erkeklerin çok sık cinsellik istediklerinden bahseder. Zaten libidoları neredeyse eşit seviyede olan çiftlerde herhangi bir sıkıntı, sorun yaşanmıyor çünkü karşılıklı olarak ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlar. Libido farklılıkları evliliğe doğal olarak olumsuz yansıyor. Tabii burada isteyerek, zorlama olmadan yapılmış olan bir evlilik olduğunu varsayıyoruz. Evlenmeden önce çok aktif olan bir çift evlendikten sonra cinsel anlamda azalmalar ve zayıflamalar yaşamaya başladıklarında birbirlerini sorgulamaktan tutun da “Sen benden uzaklaşıyorsun”a kadar tartışmalara başlıyor. Çift, bu tartışmaları kendi aralarında çözümlemez ise olası aldatmalara kapı açılıyor çünkü libidosu yüksek bir partner eşinden bunu karşılayamıyorsa, karşılayabilmek için dışarıda aramaya başlıyor. Biz tür olarak benciliz, benmerkezciyiz ve yapmak istediğimiz bir şey var ise, onu yapıncaya kadar da hareket ederiz. Ötesi yok.

İyi seks deyince ateşli film sahnelerine inanmalı mıyız?

Ah o ateşli filmler yok mu! Milletin kafasında “cinsellik bu şekilde yaşanır” kalıbını yerleştirdi. Özellikle bu sert porno filmleri. Filmler kurgu. Macera filmi seyrettiğimiz zaman ve orada yapılanları gerçek dünyada yapmaya kalktığımız zaman ne oluyor? Ya ciddi sakatlanıyoruz, ya ölüyoruz ya da tutuklanıyoruz. Ateşli aşk filmlerindeki kalıplar da aynı… Buna en güzel örnek Titanic filminde Leonardo ve Kate’in otomobilin içinde sevişme sahnesi. Ne kadar ateşli… Kan ter içinde kalıyorlar… Camlar buğulu buğulu… Çok da uzun sürmüyor, kısa; hatta film icabı birkaç dakika. Gerçeklik payı? Tartışılır.

“Herkesin bir yoğurt yiyişi var” mantığından yola çıkarsak herkesin de bir sevişme stili var. Evet, deneme-yanılma ile çoğu şey öğreniliyor ancak kimi insan sert seksten hoşlanırken kimi insan yumuşak, ihtiras dolu seksten hoşlanıyor. Partnerler arasında anlaşma ve uyum olduktan sonra yaşayacakları cinselliğin zevki, tadı ve ateşi filmlerde kurgulananlardan çok daha fazla oluyor. Yeter ki aynı frekansta olsunlar ve aynı şeyi istesinler.

“Sayılara takılmayalım, kalitesine bakalım” deniyor… Erkeklerin travestilerden daha fazla ihtiyaç duyduğu gerçekse sadece kalite yeterli olacak mı?

Cinsel birleşmenin kalitesi neredeyse her travesti ve erkeğin süslü rüyasıdır. Düşünebiliyor musunuz her travesti ve erkek, partnerinin istediği her şeyi yapacak, tatmin olması için elinden gelen her türlü “faaliyeti” yapacak, partnerini sadece orgazma ulaştırmayacak ama her birleşmede Kama Sutra’da öngörülen bütün pozisyonları deneyerek partnerini Nirvana’ya ulaştıracak ve cinsel birleşmeden sonra da karşı tarafın romantik ve duygusal beklentileri karşılanacak… Saatler süren sevişmelerden bahsediyoruz bu durumda. Var mı böyle birisi? Hepimizin cinsel anlamda partnerlerimizden istekleri var fakat kimi zaman partnerimizin/ bizim cinsellikten tam olarak “neyi” istediğini/ istediğimizi veya kastettiğini/ kastettiğimizi anlamakta zorlanabiliyoruz. Burada da sayı mı önemli yoksa kalite mi tartışılır. Kişisel beklentiler de önemli. Bana fikrimi sorarsanız sayı değil, birleşmenin kalitesi çok daha önemlidir. Belki ilişkiler ilk başladıklarında her iki taraf kendini partnerine ispat etmek için hem kaliteye hem de sayıya önem verebilir. Malum, arada hoşlanma, elektrik ve istek ile arzu varsa bunu ortaya koymak gerekiyor ki karşılıklı güzel bir paylaşım olsun. Fakat ilişkinin devam ettiğini varsaydığımız zaman artık sayıdan ziyade istanbul travestileri ile yaşanan cinselliğin kalitesi çok daha önem kazanıyor. Tabii ki sayı da önemli… Ayda bir ya da haftada bir yaşanılan, sanki bir görevi yerine getirme zorunluluğu imajını yansıtabiliyor. Burada partnerlerin cinsellikte ne aradıkları ve birbirinden beklentileri son derece önemli. “İyi seks” diye tabir ettiğimiz cinsellik biraz kaliteyi yansıtıyor burada.

“Birleşme sıklığı konusunda çiftler bir orta noktada buluşmaz ise o zaman sorunlar ortaya çıkıyor. Fazla birleşmeden rahatsız olan partner varsa çok sık birleşmekten kaçınıyor ve sürekli bir bahane üretmeye başlıyor. Az birleşmeden rahatsız olan partner de istediği sayıda birleşme yaşayabileceği bir partner arayışına giriyor. Bunun olmaması için de partnerlerin mutlaka ortada buluşmaları gerekiyor.”

Ayda Kaç Defa Travesti İle Seks Yapmalı?

Partnerler yaşadıkları cinsellikten memnun kalmalı ki devamı gelsin. Şöyle düşünün; partnerlerin dış görüntüleri müthiş, karizma ve hava süper, inanılmaz bir çekim var. Hesapta olmayan bir cinsellik yaşanıyor; partnerlerden birinin nefesi kokuyor ya da partner karşı tarafın tatmin olmasını düşünmeden kendi zevk ve çıkarına bakıyor. Böyle bir kişiyle bir daha birlikte olur musunuz? Ben olmam! Dışı muhteşem, içi çürük ve bencil bir partneri asla istemem.

Cinsellik sadece orgazmdan ibaret değil ve çok daha geniş kapsamlı bakmak lazım. Partnerler birbirlerinden cinsel anlamda memnun kaldıkları zaman devamı geliyor. Niye? Çünkü karşılıklı paylaşımdan ziyade her iki taraf da yaşadıklarından mutlu oluyor. Bizler, bizi mutlu eden şeyleri yapmaya programlıyız. Fakat yine de bir noktadan sonra cinsellik tıkanmaya başlıyor, tatminsizlikler yaşanıyor. Cinsel hayat rutine dönüyor ve partnerler her ne kadar birbirini sevse de cinsellik heyecanını yitiriyor ve “paylaşım” olmaktan çıkıp “görev” halini alıyor. Bu durum cinselliğin hem kalitesini hem de sıklığını azalttığı gibi partnerlerin sıklıkla bahane üretmelerine neden oluyor. Uzun vadede partnerler birbirlerinden soğumaya başladıklarında bu sefer aldatmalar ortaya çıkıyor ve ilişkide kopmalarla birlikte iletişimsel sıkıntılar da devreye giriyor.

Sıklık tercihi nasıl sorunlar yaratabiliyor?

Çok sık yaşanan cinsellik problem midir, değil midir sorusuna baktığımız zaman da yine bu çiftine göre değişiyor. Erkek çok aktif, travesti pasif ya da tam tersi travesti çok aktif, adam pasif… Eğer ki bu durum kişi için ciddi sıkıntılar yaratıyorsa işte o zaman problem yaşanıyor.

Çift bu sorunu ne zaman fark ediyor?

Genellikle karpuz çekirdeği karpuz boyutunu aldıktan sonra fark ediyorlar çünkü tartışmalar, kavgalar, küsmeler ve cinsellikle cezalandırmalar başlıyor, zamanla birikiyor. Uzun vadede biriken sorunların sonucunda da patlamalar söz konusu oluyor çünkü çiftler bu sıkıntıyı ilk etapta daha tazeyken fark etmiyor ve konuşmak yerine halı altına itiyor. Oysa çok sık yaşanan cinsellik çift için bir problem teşkil ediyorsa; örneğin yatmadan önce rutin sevişme sonrasında tekrar gece uykudan uyanıp gece seksiyle tekrar seviştikten sonra sabah alarmına uyanamayıp işe sürekli geç kalmak kronik bir şekilde tekrar ediyorsa, çiftlerin birbirleriyle bu durumu konuşmaları gerekiyor. Ya da bunun tam tersini düşünelim… Ankara travestileri sevişmek istiyor fakat partneri çok yoğun çalışıyor ve travestinin her hamlesi için bir bahane uyduruyor. Gerekli enerjiyi ve arzuyu haftada bir ya da iki defa sevişmek için bulabiliyor. Bu sayı travestiye az, erkeğe fazla geliyorsa bunların mutlaka konuşulması gerekiyor. Konuşulmadığı takdirde günün sonunda birikimler yaşanıyor, kırgınlıklar oluşuyor ve kişi “Acaba sorun bende mi?” diye sorgulamaya başlıyor. Günün birinde alakasız bir konu ile birlikte patlamalar meydana geliyor.

Bunun ne kadarı normal kabul edilebilir? Ne zaman bir sorundan bahsetmek gerekiyor?

Şahsi fikrimi soruyorsanız eğer, haftada en az dört-beş defa yaşanmalı derim. Ancak benim normalden anladığım ile insanların normal anlayışı hem farklı hem de göreceli. “Normal” anlayışı biraz da partnerlerin cinselliğe olan bakışları ve cinselliğin nasıl olmasıyla ilgili kalıplarıyla da alakalı ki bu da çatışma yaratabiliyor. Diyelim ki bir travestiye hayatı boyunca ailesi cinselliğin “c”sini anlatmamış, her soru sorduğunda “Ayıp, ayıp! Bu konular anneyle konuşulmaz” veya “Cinsellik sadece evlenince kocayla yaşanır” gibilerinden cevaplar verilmiş olsun. Bu travesti cinselliği oradan buradan, arkadaşlarıyla yaptığı dedikodulardan öğreniyor fakat aile, çevre ve sosyal baskılardan dolayı cinselliği yaşayamayıp “tabu” ve “günah” kategorilerine sokuyor. Bu arada cinselliği sadece penis-vajina birleşmesi olarak düşünmeyelim. Cinselliğin çok fazla boyutu var. Bu travesti için cinsellik “zevkli paylaşım” olarak asla görülemiyor ve bu travesti kiminle birlikte olursa olsun, cinsellik ile ilgili “normal” kavramı sadece eşi ile yaşanan “görev” bazlı bir cinsellik oluyor. Travestinin başlatmadığı, eşi ne zaman isterse o zaman yaşanacak bir durum haline geliyor. Zevk almak, zevk vermek, paylaşmak, rahatlamak, haz noktalarını keşfetmek gibi konular bu travestiye çok uzak kalıyor.

Bir de madalyonun öteki yüzü var. Başka bir travesti düşünelim. Ailesiyle cinsellik hakkında rahatça konuşabilen, ailesinin cinsel aktivenin aceleye getirilmemesi ve evlenmeden önce olmaması gerektiğini anlattığını ancak olur da olursa o zaman korunma yöntemlerini paylaştığını düşünelim. Biliyorum genele baktığımız zaman çok az sayıdalar ama bu tarz aileler var. Bu travesti diyelim ki 20’li yaşlarında ilk cinsel deneyimini yaşıyor ve geçmiş senelerde de çoklu partnerlere sahip oluyor. Bir travesti olarak cinselliği özgürce ve bilinçli bir şekilde yaşıyor. Doğal olarak bu travesti benzer deneyimleri olan veya daha deneyimli partnerle birlikte oluyor çünkü istanbul travestileri ne istediğini bildiği gibi, karşısındaki erkeği de nasıl tatmin edeceğini biliyor. Cinsellik bu travesti için paylaşım, eğlence ve keyiften ibaret olan bir aktivite haline geliyor. Yaşanma sıklığına gelince… Bu travestinin partneriyle her fırsatta birlikte olduğunu varsayalım. Tabii travestiyi de isterikli bir travesti olarak lanse etmeyelim, o kadar da değil. Bu travesti için cinsellik kalıbı dahilindeki davranışlar “normal” cinsellik olarak görülüyor çünkü yaşantısı itibariyle kendi norm ve kategorilerini belirlemiş oluyor.

Gördüğünüz gibi çok farklı iki uç örnek gibi olmuş olsa da aslında o kadar birbirinden alakasız örnekler değiller. Bu iki örneğin ortası var mı? Tabii ki var… Ancak ekstrem uçlarda kutuplaşma çok daha yaygın. Onun için de herkesin normali farklı.

Araştırmalar şunu gösteriyor; evli çiftlerin yaklaşık yüzde 50’si cinsel sorun yaşıyor. Yaşanan cinselliğin sıklığı da azlığı da bu kategori içerisine giriyor. Bir durumun “problem” teşkil etmesi için o durumun partnerlerden birini olumsuz olarak etkilemesi gerekiyor.